Monthly Archives: Temmuz 2012

Yaz 2012

Standard

Şu kumsalda hızla denize doğru ilerleyen bebeğe bakın! Hayatında ilk defa böylesine büyük bir su birikintisi gören banyo aşığı bebek, aklını kaybeder 🙂


İlk 2 gün kum plajdan girdin denize. Sonraki günler küçük çakıl taşlı yerden girdik suya. Kenarda çakıl taşlariyla oynamak paha biçilmez sanırım 🙂


Hergün ayrı bir deniz oyuncagiyla iniyoruz suya. Sen oyuncaklardan cok deniz ve çakıl taşlariyla ilgileniyorsun şimdilik.
Letoniaya anneannen ve teyzen de geldi bizimle. Senin favorin teyzen. Ne zaman görsen gülümsüyorsun. Bu günlerde biraz asabisin. Kendi isteklerin yerine getirilsin, “ııh” dediğinde ne anlama geldiği anlaşılsın istiyorsun. Çığlık atıyorsun, hem de ne çığlık! Iıh’lar ve çığlıklarla iletisim kurmaya çalışıyorsun. Biz de seni anlamaya çabalıyoruz.
(Bir abla çalışıyor 2 gündür yanımızda. Seninle ilgilenmek en büyük işi. Yürümekte, eğilmekte ve seni kucağıma almakta zorlandığım icin bir yardımcıya ihtiyacımız oldu. Umarım seversin onu. Eğer cok seversen onu istanbula da götüreceğiz. )

mini discooyun parkı

Anneannen ve Ece gidince Ardalar geldi yanımıza 🙂 Arda’nın gideceği son güne kadar hırçınlığın devam etti Arda’ya karşı. Sanırım bu yaş arkadaş olamama yaşı. İnsanları, eşyaları paylaşamama yaşı…

3 hafta kalabildik bu yaz Letoonia’da. Planımızda 2 ay kalmak varken. Çünkü….

Sağ dizimdeki ağrı şiddetini hiç yitirmedi. Canım Beklan’ım neredeyse hergün beni tekerlekli sandalyeyle denize indirdi.

Berker 15 aylık

Standard

Bulaşık makinesi canavarı oğlum,
Her sabah uyanınca yataktan inip mutfağa koşuyorsun. Bulaşık makinesini açıp içindekileri yerlerine yerleştirmeye çalışıyorsun. Cok da başarılısın. Tencereleri ve kapaklari ocağın üstüne koymaya yelteniyorsun. Boyun yetse koyacaksın. Tabakları tabak dolabının icine, kasık çatalları da tabak dolabindaki bir çanağa yerleştiriyorsun. Kocaman porselen tabaklardan bahsediyorum 🙂 kırmadan, teker teker, minicik parmaklarının arasında sıkıca tutarak…
Elektrik süpürgesinin yerini faraş ve sopali uzun süpürge takımı aldı son zamanlarda.
Babanın gecen aylarda sana öğrettiği birkaç kelime var; sorunca yerinin gösteriyorsun: lamba, Baby TV (televizyona bakıyorsun), saat (ya da diğer adıyla TİK TAK), top, kumanda…
Yemeği sevdiklerin: köfte, muz, çubuk kraker, yogurt, elma suyu, sütlü pirinçli (markette satılan toz halinde muhallebiler, sıcak su ile yapıp gece yatmadan gediriyorum. Benim yardımıyla yediğin iki seyden biri bu, digeri de yogurt.) Kahvaltı: peyniri omlet (1 tatlı kasığı yulaf) + labne sürülmüş ekmek + pekmezli ekmek ya da meyve.
Bamya yiyorsun?!
Oyuncakların neresine basınca ne olacağını, burnundan hava üfleyen filin neresine topları koyacağını vb. öğrendin. Lego parçalarını birleştirmiyor ama başarılı bir sekilde söküyorsun.
En sevdiğin sözcük ATTA! Sokağa çıkmak için can atıyorsun. Mini mini bir kuş’a binip parka gidiyoruz. Mini mini bir kuş’u Ceyhun dogum gunünde almıştı sana. Önünde kocaman bir panda ayısı olan arkadan itmeli bir bisiklet. Düğmesine basınca Mini mini bir kuş donmuştu, pencereme konmuştu… diye şarkı söylüyor. Ne zaman mini mini bir kuş desek gidip tuşa basıyorsun. Atta gitmenin bir başka yolu da ayakkabılarımızı neredeysek oraya taşıman :))
Kütüphanemizin alttan üç rafını sana tahsis ettik. Calışma odasına yeni bir kitaplık aldık kalan kitaplarımızı ona sığdırmaya çalıştık.
Kütüphanenin sana ait olan raflarına oyuncaklarını dizdik. Koltuklarla kütüphaneyi sıkıştırınca sana guzel bir oyun köşesi çıktı 🙂
Emeklemeye basladigin gunden bu yana evimizdeki her noktayı senin için yeniden tasarlıyoruz. Sana hayır demek yerine evi sana uygun hale getirmeye çalışıyoruz.
Tüm vaktimi sana veriyorum. Bu yüzden sana seni yazmak da erteleniyor hep. Bu yazıya fotograflar eklemek istiyorum, umarım sen bu yazıyı okurken:”Vakit bulup resim eklemissin.” dersin.

Çok önemli not: Sağ dizimde kıkırdak erimesi beraberinde hem kemikte hem diz icinde sıvı toplanması oldu. 2 haftayı aşkın süredir sağ ayağımın üstüne basamiyordum. 3 gündür de doktorun ısrarıyla ayağa kalkmıyorum. Kahvaltı, öğlen yemeği, aksam yemegi, sütlü pirinçli, banyo, alt değiştirme, giydirme vb. her türlü bakımını ve oyun ihtiyacini baban üstlendi. Aynı zamanda bana da bakıyor. Dizimin üstüne baskı yapmaz, düzenli ilaç icer ve dizime buz koyarsam 3-6 haftada hastalığın gerileyeceği yönünde düşünceleri var doktorların. Baban olmasa ne yapardım düşünmek istemiyorum. İyi ki var. Beklan’a sahip oldugun için sen de en az benim kadar şanslısın.