Monthly Archives: Ekim 2012

17 aylık Berker neler yapıyor aklıma geldikçe buraya yazıyorum

Standard

Konuşulan her şeyi anlıyorsun. Aylardır kimseyle vedalasamiyoruz. Kimse gitmesin, herkes yanında kalsın istiyorsun. Telefonla konuşurken bile kapansın istemiyorsun.
Evimize misafir geldiginde uğurlama yapmıyoruz. Ne hoşça kal ne de bye-bye… Sana çaktırmadan evden çıkıyor gelenler 🙂
Bugünlere dikkatimi cekti, altında ve üstünde kavramlarını öğrenmişsin. Arabalar koltuğun altına kaçıyor, nerde diyorum hemen buluyorsun. Bu sabah terliğimin teki var, teki yok… Aa?! Nerde yavrum bunun digeri?! Acaba yatağın altında mı? Hemen eğilip yatağın altına baktın; evet, oradaymış. Minicik ellerinle terliği yatağın altından çıkarıp bana verdin 🙂
Herhangi bir sey için de “masanın üstünde” dediğimde hemen oturduğun yerden kalkıp parmaklarının ucunda yükseliyorsun. Anneannen sana bir ambulans almış. Ambulansları ve polis arabalarını da diğer tüm taşıtları sevdiğin gibi seviyorsun. Yüksek sesle “Aiii!” diye bağırıyorsun. Ambulans sesini taklit eden bir çığlık… Ambulansın icinden sedye çıkıyormuş, dedim. Hemen ambulansın icine baktın sonra da arkasını çevirip ambulansın icine ulaştın. Dil edinimi konusunda oldukça hızlı ilerliyorsun, şimdilik tek eksiğin konuşmak :)))
Sadece gerektiği durumlarda bildigin sözcükleri çekinmeden kullanıyorsun. Baban yokken “Babaa!”diye aranıyor; kedi gördüğünde (ufacık bir resim bile olsa fark edip) tedii, tedii diyorsun.
Hergun Kedili kitabını açıp yemek yiyen kediyi göstererek “mama”, uyuyan kediyi göstererek “neeen, neeen, nen” diyorsun.
Boya kalemlerini görünce “Tediii!” diye haykırıyorsun. Kedi çizin bana, demek 🙂
Anneannen aradığında ya da anneannenden bahsedildiğinde melodili bir sekilde “hah hah hiii” diyorsun. Bu sizin aranizdaki muhteşem iliskinin bir kanıtı.
Dershaneye gideceğiz, orada anneannen var, Yasemin var, Aysel var, Oya var, Hıraç abin var, kediler var… İse giderken hergün arabada konuştuğumuz konu bu 🙂
Baban motorsikletiyle seyahat etmeyi sevdiğinden biz seninle arabada başbaşa kalıyoruz. Şarkı söylüyorum sana, dün olanları, bugün olanları ve birazdan olacakları anlatıyorum. Pür dikkat beni dinliyorsun. Dershaneye yaklasinca başlıyorsun “hah hah hiii” demeye. Bu, çiğdeme yaklaştık demek 🙂
Etrafındaki herkesin seninizin cok farklı bir yeri var.
Anneannen az önce de yazdığım gibi buyuk askın 🙂
Yasemin, cok kıymetli. Onu görünce alkış yapıyorsun. Nereye gitse pesinden gidiyorsun. Onun yanında cok dingin ve huzurlusun. Sana hayvan sevgisini, hayvanlarla hasır nesir olmayı o aşıladı.
Aysel senin uyku meleğin. Seni o uyutuyor dershanede olduğumuzda. Hatta öyle sartlanmissin ki Aysel’in kucağına gidince uyuyuverdigin bile oluyor 🙂
Oya’yi görünce “mama” diye haykırıyorsun :))
Ece ile cok mesainiz olmasa da onu bir başka seviyorsun. Sarılıyorsun mesela. Pek de sarılan bir cocuk olmadigin halde.
Boran’la Yasemin’i eslestirmissin coktan. Yasemin’i görünce Boran’i arıyor gözlerin. Püf püf nerde der gibi oluyorsun. Boran’i görünce püf püf yapıyorsun. Sigara iciyor, sanırım onun taklidi :))
En sevdiğin etkinlik mum üflemek. Pasta görünce alkış yapıp mum üfleme hareketini yapıyorsun 🙂
Boran da bunu bilip çakmak yakıyor sana. Sen de alkış yapıp üflüyorsun.

Reklamlar

kendi odanda uyuyorsun

Standard

27 Eylül 2012 tarihinden bu yana kendi odanda, kendi yatağında uyuyorsun. (Buradan çıkarılan: 1 buçuk yıldır bizim odamızda yatıyormuşsun.)

Süt içmeye başlamış olman bizim odamızdan kendi odana geçmende çok büyük bir faktör 🙂 Biberonu kafana dikiyorsun, yanına uzanıyorum. Biberon bitiyor, doymadıysan azıcık daha istiyorsun (Ellerini açıp kapatarak bir işaretleşme sistemin var.) onu da içip arkana dönüp neen nen nen 🙂

Gece uyanırsan biz senin yanına geliyoruz (genelde baban geliyor) Sen uyuyana kadar yanında yatıyoruz, sen uykuya dalınca da kendi yatağımıza dönüyoruz.

1 hafta geçene kadar bizim odamızdaki park yatağını kaldırmadık. ! haftadan sonra ise park yatağı paketleyip anneannenin tavan arasına gönderdik. Bakalım hangi bebek için gerekecek? 🙂

Aşağıya birkaç eski-yeni yatak ve park yatak fotoğrafları ekledim 🙂  Her fotoğrafa da notlar yazdım. Eski resimlere bakmak ne güzel 🙂

Bir buçukluk Berko :)

Standard

Toplanması gereken bir kahvaltı masası, katlanması gereken çamaşırlar, yapılması gereken bir sürü is var ama ben yerde oturmuş seninle lego oynuyorum. Tam katılımcı olmasam sadece yanında otursam da yetiyor sana. Gerçi şimdi senin dısında başka bir şeyle uğraştığımı anladın, ilgi bekliyorsun.

2 gun sonra

Seninle ilgilenmek tam zamanlı bir iş. Karnını doyurmak ya da genel ihtiyacların bir yana her an ilgi istemen, oyundan ve oyuncaklardan çabuk sıkılman… Biz senden hiç sıkılmıyoruz 🙂
Gelişimini heyecanla gözlemliyoruz küçük adam.
Arabalarla oynamayı o kadar seviyorsun ki araba olmayan bazı oyuncaklarını (uzun lego parçaları) bile arabaymış gibi sürüyorsun. Oyun hamuru oynuyoruz neredeyse hergün. Kedi, köpek, araba, üstünde elmalar olan ağaçlar yapıyorum sana. Kırmızı hamurdan elime uzatıp “Mama” diyorsun. Al bu kırmızıdan elma yap, ağaca koyalım demek bu. Baban bir arabaya yapmış, 1 hafta oluyor, yamulmuş yumulmuş ama hala onu itip araba oynuyorsun.
Arabalarını mama sandalyesinde, sehpaların üzerinde, yol gibi gördüğün her alanda oynuyorsun. Kartonun üzerine yol çizdim (fırsat bulunca fotograf da eklerim) onun icine oturup sürüyorsun arabalarını.

Peluş oyuncaklara pek düşkün degilsin. Birkaç tane konuşan, hareket eden ayı, köpek vb.peluş oyuncağın var, ilgini çekme süreleri 3-5 dk. Bazen başının altına koyup “Neen nen nen” diyorsun.

Bul-tak oyuncaklarla oynamayı seviyorsun. Daire sekli senin için en kolayı. İlk önce daireleri koyuyorsun. Sonra diğerlerinde zorlanırsan kızıyor ve yardım talep ediyorsun.

Aciş ve maciş

Birkaç kelime söylüyorsun anlamlı.
Baba, kedi, hav hav, mama ( her türlü sıvı/katı gıda için) , neen nen (uyku demek)
Bir de neye, niye söylediğini bilemediğimiz “aciş” ve “maciş” var 🙂
Ih ıh ıh : yap, ac, kucağına al, ver, eline al… Baban DO IT! diye adlandırıyor bu ıh ıh’larını.