Category Archives: Uncategorized

Ev Sahibimiz Berko

Standard

Anne, çaya bisküvi batıralım mı?

Epey zamandır yazmıyordum.  Bu cümlenin üstüne artık yazayım dedim 🙂

Biraz önce akşam yemeğimizi yedik. Masaya üç kişi oturmak çok güzel bir duygu. (Biz ne yiyorsak aynısını yiyorsun. Yemek seçiyorsun tabii.) Birlikte büyüyoruz. Bizi olunlaştırıyor musun yoksa seninle tekrar 3 yaşına mı döndük ?! bilmiyorum.

Evimizin her yeri sen doğduğundan beri sana hizmet ediyor. Yaşınla birlikte ilgilerin de değişiyor, salonumuz da.  Bu aralar koltukların arasını epey açtık. Salonun tam ortasına tren rayları ve birkaç tren var. Sağ köşede (eskiden kitaplıktı) arabaların için yol ve garaj var. Solda minik sanat masan ve sandalyen duruyor. Şövaleni orta odaya koyuyoruz. Kendi odanda kocaman akülü araban park halinde, hazır bekliyor. Mutfakta üstüne çıkmak için kullandığın ay deden ve banyonun ortasında iki katlı ahşap merdivenin…

Büyük yatakta yatalım, çüçük yatakta yatalım. İçeri gidelim. Banyoda oynayalım.

Seninle olmak çok güzel canım oğlum.

Pıızızı & şiyah

Standard

22 aylık, tek veya iki kelimelik cumlelerle her seyini anlatan poposu bezli bir çocuksun.
Seni üç, altı, yedi, dokuz derken bulmak son zamanlarda beni en cok eglendiren seylerden biri. Markette pil kutularını, evde oyuncaklarını, yolda yanından geçtiğimiz arabaları…
Bildigin bazı sekiller: Üçgen, oval, kare, yıldız, kalp…
Sevdiğin insanların adına -si eki ekliyorsun. Annesi, babası, Çiğdesi, minminsi (Yasemin’e minmin diyorsun), ecesi, ayşesi…
Esprili biri olacağını düşünüyorum. Bazen dil oyunları, taklit ya da hareket yoluyla espriler yapıyorsun. Papağan gibi taklit etmek dışında emekleyip “miyaaav miyavvv” derken buluveriyoruz seni. Hayvancılık diye bir oyunumuz var.
Nülüüş(bana böyle sesleniyorsun bazen, o zamanlarda seni yemek istiyorum. Cidden, seni yutasım geliyor. Aşkımsın!) : köpek ol!
Berker: hav hav!
Nülüüş: kuş ol!
Berker: cik cik!

Berker: tedi!
Nülüüş: miyav, miyav…

bu yazıyı asıl yazma sebebim ise iki rengi öğrendin. İlki siyah. Birkaç haftadır siyah olan her şeyi gösterip “şiyahh” diyorsun. Birkaç gündür kırmızıları da söylüyorsun: “pızızıı”
🙂
Kelime hazinenin hızla genislenidigini görmek beni cok mutlu ediyor. Seni de mutlu ediyor. Kendini sözcüklere ifade edebildiğin icin artık bağırmıyorsun, cok daha az ağlıyorsun.
İyi ki varsın guzel oğlum. Hayat seninle cok eğlenceli!

Aslında yazacak cok şeyim var ama “anneşi, anneşi!” Gel oynayalım, demek bu
🙂

21 aylık Berko

Standard

-Dershanedeki çöp kutularını toplayıp toplayıp Hıraç abine götürüyorsun: “İraaaç! Pöç!”
(Hıraaaç çöp!)
-Herkesin adını kendi tatli tonlamanla söylüyorsun 🙂
-Baban sana akülü beyaz bir araba aldı. Her sabah uyanıp “Avaba, parka!” diyorsun. Arabaya parka gidelim demek. Güneşli günlerde gidiyoruz.
-Etrafındaki birçok seyin adını biliyor ve söylüyorsun. (kağıt, kalem, kitap, asansör, bisiklet, taksi, otobüs, araba, uçak, kuş, kedi, köpek, civciv, at, ev, agaç, çiçek…) Dershanede büyüdüğün icin tüm kırtasiye materyallerinden haberin var, tehlikesiz olanlarını ustalıkla kullanıyorsun hatta 🙂
-Çok guzel ve komik bir sekilde aslan ve ayı taklidi yapıyorsun 🙂
-Komiklik yapmayı seviyorsun.
-bir, iki sonrası şimdilik pek anlaşılmasa da 5’e kadar sayıyorsun.
-Arabalar, ipadde oyunlar oynamak, resim yapmak, oyun hamuru ile oynamak hobilerin.
-TV’de pepee diye bir cizgi film var. Onu cok seviyorsun. Senin icin tüm bölümlerini kaydediyoruz. Sabah kahvaltıda ve aksam yatmadan önce kayıttan pepee açtırıp izliyorsun 🙂
Bu pepee cok şarkılı hatta turk ezgileriyle yoğrulmuş türkülü bir cizgi film. Türkülerini değil ancak şarkılarını ezberledin, ara ara mırıldaniyorsun.

17 aylık Berker neler yapıyor aklıma geldikçe buraya yazıyorum

Standard

Konuşulan her şeyi anlıyorsun. Aylardır kimseyle vedalasamiyoruz. Kimse gitmesin, herkes yanında kalsın istiyorsun. Telefonla konuşurken bile kapansın istemiyorsun.
Evimize misafir geldiginde uğurlama yapmıyoruz. Ne hoşça kal ne de bye-bye… Sana çaktırmadan evden çıkıyor gelenler 🙂
Bugünlere dikkatimi cekti, altında ve üstünde kavramlarını öğrenmişsin. Arabalar koltuğun altına kaçıyor, nerde diyorum hemen buluyorsun. Bu sabah terliğimin teki var, teki yok… Aa?! Nerde yavrum bunun digeri?! Acaba yatağın altında mı? Hemen eğilip yatağın altına baktın; evet, oradaymış. Minicik ellerinle terliği yatağın altından çıkarıp bana verdin 🙂
Herhangi bir sey için de “masanın üstünde” dediğimde hemen oturduğun yerden kalkıp parmaklarının ucunda yükseliyorsun. Anneannen sana bir ambulans almış. Ambulansları ve polis arabalarını da diğer tüm taşıtları sevdiğin gibi seviyorsun. Yüksek sesle “Aiii!” diye bağırıyorsun. Ambulans sesini taklit eden bir çığlık… Ambulansın icinden sedye çıkıyormuş, dedim. Hemen ambulansın icine baktın sonra da arkasını çevirip ambulansın icine ulaştın. Dil edinimi konusunda oldukça hızlı ilerliyorsun, şimdilik tek eksiğin konuşmak :)))
Sadece gerektiği durumlarda bildigin sözcükleri çekinmeden kullanıyorsun. Baban yokken “Babaa!”diye aranıyor; kedi gördüğünde (ufacık bir resim bile olsa fark edip) tedii, tedii diyorsun.
Hergun Kedili kitabını açıp yemek yiyen kediyi göstererek “mama”, uyuyan kediyi göstererek “neeen, neeen, nen” diyorsun.
Boya kalemlerini görünce “Tediii!” diye haykırıyorsun. Kedi çizin bana, demek 🙂
Anneannen aradığında ya da anneannenden bahsedildiğinde melodili bir sekilde “hah hah hiii” diyorsun. Bu sizin aranizdaki muhteşem iliskinin bir kanıtı.
Dershaneye gideceğiz, orada anneannen var, Yasemin var, Aysel var, Oya var, Hıraç abin var, kediler var… İse giderken hergün arabada konuştuğumuz konu bu 🙂
Baban motorsikletiyle seyahat etmeyi sevdiğinden biz seninle arabada başbaşa kalıyoruz. Şarkı söylüyorum sana, dün olanları, bugün olanları ve birazdan olacakları anlatıyorum. Pür dikkat beni dinliyorsun. Dershaneye yaklasinca başlıyorsun “hah hah hiii” demeye. Bu, çiğdeme yaklaştık demek 🙂
Etrafındaki herkesin seninizin cok farklı bir yeri var.
Anneannen az önce de yazdığım gibi buyuk askın 🙂
Yasemin, cok kıymetli. Onu görünce alkış yapıyorsun. Nereye gitse pesinden gidiyorsun. Onun yanında cok dingin ve huzurlusun. Sana hayvan sevgisini, hayvanlarla hasır nesir olmayı o aşıladı.
Aysel senin uyku meleğin. Seni o uyutuyor dershanede olduğumuzda. Hatta öyle sartlanmissin ki Aysel’in kucağına gidince uyuyuverdigin bile oluyor 🙂
Oya’yi görünce “mama” diye haykırıyorsun :))
Ece ile cok mesainiz olmasa da onu bir başka seviyorsun. Sarılıyorsun mesela. Pek de sarılan bir cocuk olmadigin halde.
Boran’la Yasemin’i eslestirmissin coktan. Yasemin’i görünce Boran’i arıyor gözlerin. Püf püf nerde der gibi oluyorsun. Boran’i görünce püf püf yapıyorsun. Sigara iciyor, sanırım onun taklidi :))
En sevdiğin etkinlik mum üflemek. Pasta görünce alkış yapıp mum üfleme hareketini yapıyorsun 🙂
Boran da bunu bilip çakmak yakıyor sana. Sen de alkış yapıp üflüyorsun.

kendi odanda uyuyorsun

Standard

27 Eylül 2012 tarihinden bu yana kendi odanda, kendi yatağında uyuyorsun. (Buradan çıkarılan: 1 buçuk yıldır bizim odamızda yatıyormuşsun.)

Süt içmeye başlamış olman bizim odamızdan kendi odana geçmende çok büyük bir faktör 🙂 Biberonu kafana dikiyorsun, yanına uzanıyorum. Biberon bitiyor, doymadıysan azıcık daha istiyorsun (Ellerini açıp kapatarak bir işaretleşme sistemin var.) onu da içip arkana dönüp neen nen nen 🙂

Gece uyanırsan biz senin yanına geliyoruz (genelde baban geliyor) Sen uyuyana kadar yanında yatıyoruz, sen uykuya dalınca da kendi yatağımıza dönüyoruz.

1 hafta geçene kadar bizim odamızdaki park yatağını kaldırmadık. ! haftadan sonra ise park yatağı paketleyip anneannenin tavan arasına gönderdik. Bakalım hangi bebek için gerekecek? 🙂

Aşağıya birkaç eski-yeni yatak ve park yatak fotoğrafları ekledim 🙂  Her fotoğrafa da notlar yazdım. Eski resimlere bakmak ne güzel 🙂

Bir buçukluk Berko :)

Standard

Toplanması gereken bir kahvaltı masası, katlanması gereken çamaşırlar, yapılması gereken bir sürü is var ama ben yerde oturmuş seninle lego oynuyorum. Tam katılımcı olmasam sadece yanında otursam da yetiyor sana. Gerçi şimdi senin dısında başka bir şeyle uğraştığımı anladın, ilgi bekliyorsun.

2 gun sonra

Seninle ilgilenmek tam zamanlı bir iş. Karnını doyurmak ya da genel ihtiyacların bir yana her an ilgi istemen, oyundan ve oyuncaklardan çabuk sıkılman… Biz senden hiç sıkılmıyoruz 🙂
Gelişimini heyecanla gözlemliyoruz küçük adam.
Arabalarla oynamayı o kadar seviyorsun ki araba olmayan bazı oyuncaklarını (uzun lego parçaları) bile arabaymış gibi sürüyorsun. Oyun hamuru oynuyoruz neredeyse hergün. Kedi, köpek, araba, üstünde elmalar olan ağaçlar yapıyorum sana. Kırmızı hamurdan elime uzatıp “Mama” diyorsun. Al bu kırmızıdan elma yap, ağaca koyalım demek bu. Baban bir arabaya yapmış, 1 hafta oluyor, yamulmuş yumulmuş ama hala onu itip araba oynuyorsun.
Arabalarını mama sandalyesinde, sehpaların üzerinde, yol gibi gördüğün her alanda oynuyorsun. Kartonun üzerine yol çizdim (fırsat bulunca fotograf da eklerim) onun icine oturup sürüyorsun arabalarını.

Peluş oyuncaklara pek düşkün degilsin. Birkaç tane konuşan, hareket eden ayı, köpek vb.peluş oyuncağın var, ilgini çekme süreleri 3-5 dk. Bazen başının altına koyup “Neen nen nen” diyorsun.

Bul-tak oyuncaklarla oynamayı seviyorsun. Daire sekli senin için en kolayı. İlk önce daireleri koyuyorsun. Sonra diğerlerinde zorlanırsan kızıyor ve yardım talep ediyorsun.

Aciş ve maciş

Birkaç kelime söylüyorsun anlamlı.
Baba, kedi, hav hav, mama ( her türlü sıvı/katı gıda için) , neen nen (uyku demek)
Bir de neye, niye söylediğini bilemediğimiz “aciş” ve “maciş” var 🙂
Ih ıh ıh : yap, ac, kucağına al, ver, eline al… Baban DO IT! diye adlandırıyor bu ıh ıh’larını.

Yaz 2012

Standard

Şu kumsalda hızla denize doğru ilerleyen bebeğe bakın! Hayatında ilk defa böylesine büyük bir su birikintisi gören banyo aşığı bebek, aklını kaybeder 🙂


İlk 2 gün kum plajdan girdin denize. Sonraki günler küçük çakıl taşlı yerden girdik suya. Kenarda çakıl taşlariyla oynamak paha biçilmez sanırım 🙂


Hergün ayrı bir deniz oyuncagiyla iniyoruz suya. Sen oyuncaklardan cok deniz ve çakıl taşlariyla ilgileniyorsun şimdilik.
Letoniaya anneannen ve teyzen de geldi bizimle. Senin favorin teyzen. Ne zaman görsen gülümsüyorsun. Bu günlerde biraz asabisin. Kendi isteklerin yerine getirilsin, “ııh” dediğinde ne anlama geldiği anlaşılsın istiyorsun. Çığlık atıyorsun, hem de ne çığlık! Iıh’lar ve çığlıklarla iletisim kurmaya çalışıyorsun. Biz de seni anlamaya çabalıyoruz.
(Bir abla çalışıyor 2 gündür yanımızda. Seninle ilgilenmek en büyük işi. Yürümekte, eğilmekte ve seni kucağıma almakta zorlandığım icin bir yardımcıya ihtiyacımız oldu. Umarım seversin onu. Eğer cok seversen onu istanbula da götüreceğiz. )

mini discooyun parkı

Anneannen ve Ece gidince Ardalar geldi yanımıza 🙂 Arda’nın gideceği son güne kadar hırçınlığın devam etti Arda’ya karşı. Sanırım bu yaş arkadaş olamama yaşı. İnsanları, eşyaları paylaşamama yaşı…

3 hafta kalabildik bu yaz Letoonia’da. Planımızda 2 ay kalmak varken. Çünkü….

Sağ dizimdeki ağrı şiddetini hiç yitirmedi. Canım Beklan’ım neredeyse hergün beni tekerlekli sandalyeyle denize indirdi.