Berker 15 aylık

Standard

Bulaşık makinesi canavarı oğlum,
Her sabah uyanınca yataktan inip mutfağa koşuyorsun. Bulaşık makinesini açıp içindekileri yerlerine yerleştirmeye çalışıyorsun. Cok da başarılısın. Tencereleri ve kapaklari ocağın üstüne koymaya yelteniyorsun. Boyun yetse koyacaksın. Tabakları tabak dolabının icine, kasık çatalları da tabak dolabindaki bir çanağa yerleştiriyorsun. Kocaman porselen tabaklardan bahsediyorum 🙂 kırmadan, teker teker, minicik parmaklarının arasında sıkıca tutarak…
Elektrik süpürgesinin yerini faraş ve sopali uzun süpürge takımı aldı son zamanlarda.
Babanın gecen aylarda sana öğrettiği birkaç kelime var; sorunca yerinin gösteriyorsun: lamba, Baby TV (televizyona bakıyorsun), saat (ya da diğer adıyla TİK TAK), top, kumanda…
Yemeği sevdiklerin: köfte, muz, çubuk kraker, yogurt, elma suyu, sütlü pirinçli (markette satılan toz halinde muhallebiler, sıcak su ile yapıp gece yatmadan gediriyorum. Benim yardımıyla yediğin iki seyden biri bu, digeri de yogurt.) Kahvaltı: peyniri omlet (1 tatlı kasığı yulaf) + labne sürülmüş ekmek + pekmezli ekmek ya da meyve.
Bamya yiyorsun?!
Oyuncakların neresine basınca ne olacağını, burnundan hava üfleyen filin neresine topları koyacağını vb. öğrendin. Lego parçalarını birleştirmiyor ama başarılı bir sekilde söküyorsun.
En sevdiğin sözcük ATTA! Sokağa çıkmak için can atıyorsun. Mini mini bir kuş’a binip parka gidiyoruz. Mini mini bir kuş’u Ceyhun dogum gunünde almıştı sana. Önünde kocaman bir panda ayısı olan arkadan itmeli bir bisiklet. Düğmesine basınca Mini mini bir kuş donmuştu, pencereme konmuştu… diye şarkı söylüyor. Ne zaman mini mini bir kuş desek gidip tuşa basıyorsun. Atta gitmenin bir başka yolu da ayakkabılarımızı neredeysek oraya taşıman :))
Kütüphanemizin alttan üç rafını sana tahsis ettik. Calışma odasına yeni bir kitaplık aldık kalan kitaplarımızı ona sığdırmaya çalıştık.
Kütüphanenin sana ait olan raflarına oyuncaklarını dizdik. Koltuklarla kütüphaneyi sıkıştırınca sana guzel bir oyun köşesi çıktı 🙂
Emeklemeye basladigin gunden bu yana evimizdeki her noktayı senin için yeniden tasarlıyoruz. Sana hayır demek yerine evi sana uygun hale getirmeye çalışıyoruz.
Tüm vaktimi sana veriyorum. Bu yüzden sana seni yazmak da erteleniyor hep. Bu yazıya fotograflar eklemek istiyorum, umarım sen bu yazıyı okurken:”Vakit bulup resim eklemissin.” dersin.

Çok önemli not: Sağ dizimde kıkırdak erimesi beraberinde hem kemikte hem diz icinde sıvı toplanması oldu. 2 haftayı aşkın süredir sağ ayağımın üstüne basamiyordum. 3 gündür de doktorun ısrarıyla ayağa kalkmıyorum. Kahvaltı, öğlen yemeği, aksam yemegi, sütlü pirinçli, banyo, alt değiştirme, giydirme vb. her türlü bakımını ve oyun ihtiyacini baban üstlendi. Aynı zamanda bana da bakıyor. Dizimin üstüne baskı yapmaz, düzenli ilaç icer ve dizime buz koyarsam 3-6 haftada hastalığın gerileyeceği yönünde düşünceleri var doktorların. Baban olmasa ne yapardım düşünmek istemiyorum. İyi ki var. Beklan’a sahip oldugun için sen de en az benim kadar şanslısın.

Reklamlar

Yürüyorsun ve daha neler neler :)

Standard

Canım oğlum,
Ne de güzel yürüyorsun 🙂
Doğum gününden 1 hafta sonra başladın yürümeye. İlk gün yavaş, ertesi gün daha hızlı ve şimdi neredeyse koşuyorsun.
Yürümeyi öylesine sevdin ki ilk hafta adım atarken sevinç nidaları da atıyordun 🙂 Bağırarak ve gülerek yürüyen bir bebek evin içinde dönüp duruyordu 🙂
Yürümek senin dünyanı daha da genişletti, her şeyi daha da merak eder oldun.

En sevdiğin şey boşaltmak:
çekmeceleri, dolapları…

Ben doldurdukça sen boşaltıyorsun. Babanın pijama çekmecesi ve senin gardırobunun havlu katı hergün kaç kez yer değiştiriyor?!
Salona sırf sen zevkle boşalt diye 3 çekmeceli bir oyuncak dolabı aldı baban. Açıp açıp oyuncaklarını çıkarıyorsun ortalığa.

Bir tane dokun hisset kitabın var, içinde hayvanlar, meyveler… Bugün sabah tüm oyuncakların halıya, sağa sola dağılmış salon yine kreş havasında: “Berkeeer, tavşan nerde bebeğim?” diye sordum. Onca oyuncağın arasından o kitabı bulup çıkardın; açtın tavşanı bulup tüyünü sevdin 🙂
Sevincimi, heyecanımı kalbime sığdıramadım 🙂

Pipetle içmeyi öğrendin. Hipp kayısı suyuna pipet sokuyorum, hüüüüp hüüüp hüüüp 🙂

Dudaklarını ve tükürüğünü kullanarak ne pis numaralar yapıyorsun. Bırrr, püüüüf, pııırp, bıııır… (Göbeğime ağzını dayayıp dışarı hava püskürtme sesini harflerle ifade edemiyorum.)

Uykun gelince: “Haydi nen nen yap yavrum.” diyoruz, kafanı ilk bulduğun yastığa koyuverip “Ee e ee e” diyorsun 🙂

Kendi kendine yemek yiyorsun hatta çatal kullanmaya çalışıyorsun. Çatalın ucuna yiyecek takıp veriyorum boş çatalı yemek tabağına bırakıyorsun; sanıyorsun ki çatal kendi kendine dolacak :))

Koltuğa tırmanmaya çalışıyor, merdiven çıkıyorsun. Merdiven çıkman dershane için pek tehlikeli; kapıyı açıp sokağa fırlayacaksın diye ürküyorum.

Yoldaki, otoparktaki arabalara saldırıyorsun. Ellerini kapkara edip yüzüne sürüyorsun.

En sevdiğin oyuncaklar araba (tüm tekerlekli oyuncaklar) ve top. Legolardan kule yapıyorum, şimdilik sadece sökebiliyorsun.
Naylon poşetleri ve ayakkabıları da atlamayayım. Senin için poşet kutusu yaptık. İçini biz doldurdukça sen boşatıp oynuyorsun.

Sen 3 aylıkken cep telefonuma Fisher Price’ın bir applicationını yüklemiştim. Dırı rı rıp tı rıııp diye müzikle başlıyor. Hayvanlar keyifli bir müzik eşliğinde ekranda kayıyor. 13 aylık olacaksın hala aynı application en sevdiğin 🙂

İlk Doğum Günü

Standard

 

El yapımı (Evdeki eski atlastan) davetiye & Berker Hava Yolları için özel hazırlanmış uçuş kartı

El yapımı (Evdeki eski atlastan) davetiye & Berker Hava Yolları için özel hazırlanmış uçuş kartı

 

Aşkla hazırlanmış parti süsü (baby face garland)

 

Uçak partisi için sevgiyle hazırlanmış kutular (Elma, kurabiye, kuruyemiş, eti puf, çikolata, meyve suyu)

 

Berker için özenle hazırlanmış su şişeleri

 

Canım arkadaşım İnanç’ın uçuşumuz için özenle hazırlattığı süper lezzetli kurabiyeler

 

 

Görüntüsü kadar tadı da muhteşem olan doğum günü pastamız

 

Dershanede hafta içi yapılan sürpriz kutlamada bir de pasta sürprizi vardı 🙂

 

 

 

1 Yıl Nasıl da geçti?!

Standard

Koca bir yıl nasıl da geçti?

RÜZGAR GİBİ GEÇTİ 🙂  Hiç anlamadım ne ara devirmişiz 12 ayı?!

Doğduğunda küçük bir kurbağaya benziyordun.

Seni ilk gördüğümde (12Nisan 2011/18:50) çıplak ve beyazdın. Birkaç dakika sonra seni bakım için götürdüler, yarım saat sonra hastanenin üst katlarında bir odada buluştuk. Yeşil yeşil giydirmişler seni 🙂 Kara gözlerini kocaman açmış, şaşkın şaşkın nefes almayı öğreniyorsun. Ağzından sıvılar geliyor, yutkunamıyorsun. Ağlamıyor ama mırıldanıyorsun. Ellerinin üstü buruşuk, beyaz. Kafan yumurta gibi, yamuk ve saçlarla örtülü…

Bir ay geçti kurbağa kaplumbağa oldu 🙂

Kaplumbağa gibi kaldırıyordun başını babanın göğsünde uzanırken. Ne kaçırıyorum; orada bir şeyler oluyor da ben uyuyor uyum, der gibi.

İkinci ayında babandan uyduruk masallar dinliyordun.

Beklan uyduruyor: “Bu, penceren bakan kız; bu da oğlan. Çiçek kardeşin evine gitmişler, zebra da gelmiş. Salyangoz da varmış…” Siyah&beyaz&kırmızı renkten oluşan, uzun, resimli bir masal uydurma oyuncağı…

Üçüncü ayında Bodrum’a tatile gittin.

Bodrum’un havası iyi mi geldi nedir, çok güzel uyudun. İlk defa su içtin :))

Dördüncü ayda saçların iyice döküldü.

Pusetinde kedi yattı sandım. Yatağında da aynı kedi yatamayacağına göre dökülen senin saçların 🙂

Beşinci ay ve ek gıda…

Armutla başladık 🙂

6. ay = oyuncaklarla ilgilenmeye mi başladın ne?

Sadece kucakta olmak isteyen Berker, arada sırada oyuncaklarıyla da ilgilenmeye başladı 🙂

7. ayda hasta oldun 😦

Bu hastalıktan sonra da 15 günde bir burnun aktı. Oya, tam toparlanıyor;siz yine hasta ediyorsunuz çocuğu, diyor her seferinde. Az değil. 2 şişe augmentin antibiyotik, 2 şişe calpol, 1 şişe ibufen, 3 şişe peditus bitirdin 12 ayda.

8. ayda dişin çıktı.

Diş çileli çıkar demişlerdi. Biz dişinin çıktığını hiç anlamadık 🙂

9.ay = gerçek iletişimin başladığı ay!

Bu ayı iletişim ayı ilan ediyorum. Oyun oynamayı, şakacıktan gülmeyi, oyuncaklarını sevmeyi, yemekleri sevmeyi, herkesi ayrı ayrı tanıyıp adamına göre davranmayı bu aymı öğrendin yoksa bu ay mı bize sergiledin 🙂 Ne güzel oldu. Oğlumu büyüdükçe daha da seviyorum 🙂

10. ay veee sonunda emekliyorsun.

Aylarca komandoculuk oynadıktan, tüm koltukları tek tek sıraladıktan, duvarlara tutuna tutuna gezdikten sonra emeklemeye başladın 🙂  Bir ara bu çocuk emeklemeyecek hiç demiştim.

11. ay gezme tozma ayı oldu.

Her gezme sonrası şımarıyorsun. Şımarmayı öğrenmişsin, ne hoş.

 

 

ZAMAN, SANA SESLENİYORUM. YAVRUMUN HER ANININ TADINI ÇIKARA ÇIKARA YAŞAMAMA YETECEK KADAR YAVAŞ OL!

39 derece ateş

Standard

Bal oğlum, baldan tatlı oğlum,
Bu gece ateşin yükseldi. Sebepsiz. 39.3 oldu. Calpol verdik sana. Ateşin düşmedi. Banyoya girdiniz babanla. İlk defa banyoda ağladın. İstemedin yıkanmak. Giyinmek de istemedin. Yemek yemek de…
Paranox fitil attık (Hiç anlamadın, neredeyse baygındın.) calpolden 1 saat sonra. Anneannen geldi sabaha karsı. Ateşin düşmüyor. Suyla oynattı seni anneannen. Lavaboya oturdun; oyuncaklara su doldu, istemeye istemeye oynadın. Anneanneni kirmamak icin bir iki güldün. Ateşin birkaç derece düştü. 2-3 saat uyudun. Ateşini kontrol ettim: 39.4!
Hemen Acıbadem acilde aldık soluğu. Neslihan Dr. İlgilendi seninle. Hiç hoşlanmadin muayene olmaktan, hele de boğazından tükürük ornegi alırlarken cok sinirlendin. Üstüne bir de kan alınınca minicik elinden… Anneannen ve baban kaldı yanında+3 hemşire. Attım kendimi odadan, sanki kacinca ( sesini duymayınca) acıların dinecek!!??
Kızdım kendime sonra, ne diye bıraktım ki oğlumu bu zor anında. Geldim yanına, cam kapının ardından izledim senden koca bir tüp kan alınışını.
Cok ağladın coook 😦

Kan sonuclarını bekliyoruz, hala hastanedeyiz.

20120315-101218.jpg

20120315-101240.jpg

20120315-104246.jpg

20120315-104522.jpg

20120315-104551.jpg