Tag Archives: GEZİYORUZ

Yaz 2012

Standard

Şu kumsalda hızla denize doğru ilerleyen bebeğe bakın! Hayatında ilk defa böylesine büyük bir su birikintisi gören banyo aşığı bebek, aklını kaybeder 🙂


İlk 2 gün kum plajdan girdin denize. Sonraki günler küçük çakıl taşlı yerden girdik suya. Kenarda çakıl taşlariyla oynamak paha biçilmez sanırım 🙂


Hergün ayrı bir deniz oyuncagiyla iniyoruz suya. Sen oyuncaklardan cok deniz ve çakıl taşlariyla ilgileniyorsun şimdilik.
Letoniaya anneannen ve teyzen de geldi bizimle. Senin favorin teyzen. Ne zaman görsen gülümsüyorsun. Bu günlerde biraz asabisin. Kendi isteklerin yerine getirilsin, “ııh” dediğinde ne anlama geldiği anlaşılsın istiyorsun. Çığlık atıyorsun, hem de ne çığlık! Iıh’lar ve çığlıklarla iletisim kurmaya çalışıyorsun. Biz de seni anlamaya çabalıyoruz.
(Bir abla çalışıyor 2 gündür yanımızda. Seninle ilgilenmek en büyük işi. Yürümekte, eğilmekte ve seni kucağıma almakta zorlandığım icin bir yardımcıya ihtiyacımız oldu. Umarım seversin onu. Eğer cok seversen onu istanbula da götüreceğiz. )

mini discooyun parkı

Anneannen ve Ece gidince Ardalar geldi yanımıza 🙂 Arda’nın gideceği son güne kadar hırçınlığın devam etti Arda’ya karşı. Sanırım bu yaş arkadaş olamama yaşı. İnsanları, eşyaları paylaşamama yaşı…

3 hafta kalabildik bu yaz Letoonia’da. Planımızda 2 ay kalmak varken. Çünkü….

Sağ dizimdeki ağrı şiddetini hiç yitirmedi. Canım Beklan’ım neredeyse hergün beni tekerlekli sandalyeyle denize indirdi.

Reklamlar

Ankara’ya yolculuk

Standard

YOLCULUK
Sevgili yavrum,
Bu bayram bir degisiklik yapalım, Pınar Teyzenin yanına Ankara’ya gidelim dedik. Dün karar verdik, bugün yoldayız. Biz arkada başbaşa seyahat ederken baban önde yeni arabamızın naviasyonuyla oynuyor. Yollar bayram kalabalığı, bir yerde durduk orası da çok kalabalık ama yolculuğumuz iyi geçiyor. Emip uyuyorsun, arada durup altını değiştirdik. Şimdilik her şey yolunda, uyumlu bir yol arkadaşısın.

ANKARA
Türkiye’nin başkenti…
Anadolu Uygarlıkları Müzesi, Anıtkabir…

Minik fasulyem,
Aksam üstü Ankara’ya vardık. Gece uyumakta zorlandın, buranın havası istanbula göre daha serin ve kuru. Rakım 1000 metre dedi baban. Tüm bunlar uykunu bozmuş olabilir ancak sabah kuş sesleriyle uyandırdın bizi. Neşeli başlayan gunün neşeli devam etti, uykun gelene kadar 🙂
Anadolu Uygarlıkları Müzesi’ne gittik, muhteşem bir tarih müzesi olan Anıtkabir’i gezip Atamızı ziyaret ettik. Anıtkabir’i böyle hayal etmemiştim. Ataturkun eşyaları, kitapları… Sevdim her şeyi.  Kabrin alt katında  bulunan kurtuluş savaşının canlandırılması  da çok etkileyiciydi. İnkılap tarihi dersleri orada işlenmeli. Çıkışta  Atamızı bekleyen asker abilerden biri:”Bu küçük askerin adı ne?” diye sevdi seni. Asker sözcüğü öyle kolay kolay sindirebilecegim bir kelime değilmiş benim icin, o an anladım.  Babanı askere uğurladigim gün ve o gunü takip eden 6 ay kendimi ve hayati stand-by’a almıştım. Bence yüregimde kocaman bir taşla tam ve derin nefesler de almamisimdir o 6 ay.
Şu günlerde önü arkası kesilmeyen şehit haberlerini aldikca da bu kelimeyi sevemeyecegim. Ben TV izlemeye başladığımdan beri ana haber bültenlerinden eksik olmaz şehit haberleri, hep üzülürüm bir avuç toprak icin bir ananın kuzusu dünyadan göçüyor diye. Bu toprak ve topraktaki tüm canlılar birbirleri icin yaratılmış. Kimseye (hicbir canlıya imtiyaz tanınmadan) bu toprak senin denmemiş, biz sahiplenme güdüsüyle sarilmisiz her şeye.  Sen açgözlulük etme oğlum, elindekiyle yetin, sahip olduklarının degerini bil, savaşlar kıskançlık ve hırsın ürünüdür. Din, dil, ırk ayırma oğlum. Tüm insanları sev, hümanist ol. Unutma her canlı birbiri icin var. Birgün bir avuç toprak icin savaşmayı bırakacak insanoğlu. Birgün bunun anlamsızlığını anlayacak. Sen onu bugünden bil oğlum.

Sen simdi n’oldu anneme deme, bu hala bir gezi yazısı ve Ankara gezimiz – dostlarımızla buluşmamız çok güzeldi; tüm bu yazdıklarımda Anıtkabir’in alt katındaki savaş canlandırmasının  etkisi var.


DÖNÜŞ YOLU

Anadolu otobanı Akdeniz’e, Ege’ye giden otobandan biraz farklıymış. Dinlenme tesislerinden, benzincilere ve hiç olmayan manzarasına göre 🙂
Anneciğin pek keyif almadı ama sen çok keyifliydin.

Eve döndüğümüzü anladın sanki arabadan inince. Bizim evin meşhur kuş sesleri karşıladı yine bizi. O sesleri duyunca sakinledin, huzurlandın. İçeri girdik başladın gülmeye, banyoda güldün hatta en sevmediğin giyinme faslında bile sevinç çığlıkların kesilmedi. Anladım ki oğluşum evini seviyor, bir daha iki kere düşüneceğim seni evimizden uzaklaştırırken.

Geziyoruz

Standard

Bugün istanbul’da kendimi turist hissettim. Babanla Floransa ya da Roma’da sandık kendimizi. Her yer avrupalı turist, kuyumcu, halıcı, butik, Cafe, yol trafiğe kapalı. Babanın altında şort, annenin ayağında parmak arası terlik… Bebek arabası itiyorum 🙂
Gamze’yle buluşmaya Sultanahmet’e gittik 🙂

20110730-010847.jpg