Tag Archives: olup bitenler

Ev Sahibimiz Berko

Standard

Anne, çaya bisküvi batıralım mı?

Epey zamandır yazmıyordum.  Bu cümlenin üstüne artık yazayım dedim 🙂

Biraz önce akşam yemeğimizi yedik. Masaya üç kişi oturmak çok güzel bir duygu. (Biz ne yiyorsak aynısını yiyorsun. Yemek seçiyorsun tabii.) Birlikte büyüyoruz. Bizi olunlaştırıyor musun yoksa seninle tekrar 3 yaşına mı döndük ?! bilmiyorum.

Evimizin her yeri sen doğduğundan beri sana hizmet ediyor. Yaşınla birlikte ilgilerin de değişiyor, salonumuz da.  Bu aralar koltukların arasını epey açtık. Salonun tam ortasına tren rayları ve birkaç tren var. Sağ köşede (eskiden kitaplıktı) arabaların için yol ve garaj var. Solda minik sanat masan ve sandalyen duruyor. Şövaleni orta odaya koyuyoruz. Kendi odanda kocaman akülü araban park halinde, hazır bekliyor. Mutfakta üstüne çıkmak için kullandığın ay deden ve banyonun ortasında iki katlı ahşap merdivenin…

Büyük yatakta yatalım, çüçük yatakta yatalım. İçeri gidelim. Banyoda oynayalım.

Seninle olmak çok güzel canım oğlum.

Reklamlar

Diş Partisi :)

Standard

1 ay içinde altta 2, üstte 2 olmak üzere 4 tane inci gibi diş çıkardın bebeğim. Şimdilik benim en sevdiğim dişin sol alttaki, ilk dişin 🙂

Bu güzel dişleri minik bir partiyle kutladık.

8 Aylık Berker :)

Standard

Sevgili bebeğim,

Her geçen gün daha da güzel: hızlı, bazen sakin bazen telaşlı, %100 keyifli, bol kahkahalı (Arada göz yaşları da var tabii.)

Dişin çıktı 🙂 En sevdiğim şey oldu bir anda senin ağzındaki o minik, beyaz pirinç tanesi. Yanında da kardeşi var, yakında o da ağzının içindeki yerini alacak 🙂 Dişini kullanmayı biliyor musun? Bence şimdilik bilmiyorsun. Çiğdem ve Yasemin, sana köfte yedirmeye çalışıyor her fırsatta. Dişin var ya artık 🙂

Berker'in ilk dişi

Diş hediyesi olarak sana Çiçi: yürüteç, Yasoş: mont, Ayben: oyuncak telefon, annen de ilk ayakkabını aldı.

Tavuk suyuna çorba da içtin dün ilk defa. Saymakla bitmeyecek kadar çok yenilik var şu 8 aylık zaman diliminde. Ne çok şey öğreniyorsun, ne hızlı gelişiyorsun 🙂

Geçen ay yerde sürünerek (komando gibi yere sıfır ya da balık gibi yüzerek) salonu baştan sona gezdin. Videoya çektim. Bir ara bulur, izlersin.

Sürünmeyi sevdin, emeklemeye şimdilik niyetin yok gibi.

Sıralıyorsun, ellerinden tutunca adım atıyor; gel gel diyince sana, bize doğru hamle yapıyorsun. Ayakta durmayı sevdiğini park yatağına seni dik koyduğumuz gün anladık. Park yatağının ışığına ağzını dayayıp bağırıyorsun, şarkı söyler gibi musiki bir hava var çığlıklarında 🙂

Çığlık derken taslaklarımdan şunu buldum:

01 Kasım 2011

Dıgıl dıgıl dıgıl…
Yorulmadan konuşuyorsun 🙂

aa ti ti

de de de di di de di de di

ga ga ga

Bir de yavru köpek ağlaması sesin 🙂

Bu arada 7 aylık, 8 kiloluk, 70cm’lik bir bebeksin.

Şimdilerde de suya konuşuyorsun: bu bUU burrr BIRR burrr purr uu huuu UUu! Ağzına bardağı yaklaştırdık mı başlıyorsun anlatmaya 🙂 Çok eğlencelisin 🙂

Bir de geçen hafta yerde kendi kendine oynarken bir anda sesin inceldi, mıyık mıyık… Beklan da sana eğilip “Oğlum?” dedi. Beklan’a doğru kafayı kaldırıp “Babba.” diyince sen göz yaşlarına boğulduk. Sıradan bir babbling deyip geçme sakın 🙂 Ben de biliyorum ama bu muhteşem tesadüfün tadını neden çıkarmayalım?! 🙂

Sana yemek yedirmek epey zahmetli bir iş. Hatta özel bir beceri gerektiriyor. Sabırlı, istekli, eğlenceli ve her an ilgi çekici olmak gerek. Sanırım anneannen tüm bu meziyetlere sahip. O ne verse, ne zaman verse keyifle yiyip bitiriyor bir de üstüne oyunlar oynuyorsun. Bizim her yemek teşebbüsümüz ise mama savaşlarına dönüyor 🙂 Bir ara mama savaşlarını da yazacağım.

Aralığın  ilk günü yılbaşı ağacı kurduk babanla ama bu sene geçen yıllardakinden farklı: metal, yukarıya doğru incelerek çıkan kıvrım kıvrım bir ağaç. Temizliği zor olmayacak, toz tutmayacak ve az yer kaplayacak; sen de sürünerek gidip bir yerlerini incitmeyeceksin… Ha ha ha nerdeee! İlk günden köşe kapmaca oynadık, 1 hafta içinde yerden yükseğe koyduk; nasıl olduysa sen bir süse uzandın veeee güm pat hırş pufff!

Alış veriş merkezi gezmeyi, sokağa çıkmayı, dershaneye gitmeyi, marketleri, market arabalarını çok seviyorsun. Bebek arabanın ana kucağı kısmını epeydir arabada oto koltuğu o larak bıraktık, yanımıza almıyoruz; sen de zaten onda oturmayı sevmiyorsun. Dışa dönük gezmek istiyorsun. Arabada ana kucağı modeli oto koltuğunda oturmak da istemiyorsun artık. Kucakta ve öne bakar olmak istiyorsun. Baban sana yeni bir oto koltuğu almak için araştırma yapıyor epeydir. Herhalde çok kısa zamanda yeni bir oto koltuğun olacak.

Yarın doktora gidip tartılalım, boyumuzu ölçelim bakalım ne kadar büyümüşüz.

6. Ay

Standard

Boncuğum,

Aylar geçtikçe sana daha da alıştığımdan mı, senin dünyaya daha da uyum sağlamandan mı, günler daha keyifli geçiyor. Daha az ağlıyor, ismin söylendiğinde bakıyor, yeni lezzetler tadıyor, etrafına neşe saçıyorsun.

Her geçen gün, bütün dünyanın senin etrafında döndüğüne bir önceki günden daha fazla emin oluyorsun. Biran bile yalnız kalmak istemiyor, kucağımızdan inmekten çok rahatsız oluyorsun. Yapılan tüm konuşmaların sana olduğunu zannediyorsun 🙂 Hala yüz üstü durmak senin için anlamlanmamış durumda. Yüz üstü bırakıldığında çığlık çığlığa bağırıyor, adeta “Alın beni burdaaan!” diye haykırıyorsun. Dershanede çok uyumlusun, Anneannen ve teyzelerim seni bir gün dahi olsa görmeden edemiyorlar. Sen de onlara çok alıştın. Onları görünce kanat çırpıyorsun 🙂 Dershanemizin bahçesindeki kedilerimizi çok seviyor, doğayla iç içe olunca huzurla doluyorsun.

Bu ay sana neler mi tattırdım?

Buharda haşlanmış kabak, taze fasulye, havuç ve patates püresi

Yoğurt

Domates çorbası

İrmik & un & mısır unu karışımı

Mürdüm eriği, elma, haşlanmış ayva & şeftali

Milupa ve Hipp marka kavanozda organik meyve püreleri

Milupa Aptamil Sütlü Pirinçli Mama

Bu ay yedirdiklerimden çıkarımlarım:

Patates, babymix yoğurt ve kavanoz meyve püreleri seni kabız yapıyor. 3 gün sancıdan sonra bu üç türe birkaç ay ara vereceğim.

Bir yoğurt yapma makinesi aldım, deneme yanılma aşamasındayım.

Kahkaha Dolu Bir Akşam

Standard

Sen doğmadan aldığımız bir oyuncağın var, Masalcı Arı.

Arada bir tutukluk yapıyor. Bu aksam eve geldik, babanla Masalcı Arıyı dinliyordunuz. Masalcı Arı yine tutukluk yapınca baban başladı sana masallar uydurmaya: Ağustos Bocegiyle Berker, Kurşun Berker, At Tilki ve Berker, Çirkin Berker Yavrusu, Çizmeli Berker, Güzel ve Berker… Derken beni kahkahalara boğan son masal: Pamuk Berker 🙂

Bu arada gülmekten aklının bardağı boşalmış annen, masaya 3 tabak götürdüğünü fark etti 🙂 sana da bir servis acmisim 😉

O günler de gelecek elbet birgün.

SEN MİNİMİNNACIKKEN ÜLKEMİZDE NELER OLUYOR?

Standard

Günlerdir düşünüyorum sana ülkemizde şuan neler yaşanıyoru yazmayı ama bir türlü bilgisayar başına uzun soluklu oturacak fırsatım olmuyordu. Neden acaba? 🙂

Bu sabah baban favori köşe yazarımız Yılmaz Özdil’in bugünkü yazısını okudu bana. Nerdeyse ülkemle ilgili tüm duygularıma tercüman olan Özdil, bu sabah tam da sana yazmak istediklerimi nükteli üslübuyla anlatıvermiş satırlarında. İşte bizim ülkemiz ve İstanbul’umuz böyle bir şey son zamanlarda:

Citius, Altius, Fortius

Hayaldi gerçek oldu, 2020 olimpiyatları İstanbul’da başladı.

*
Açılışı, biri İngiltere Kraliçesi’nin elinden, biri Suudi Kralı’nın elinden olmak üzere, iki altınmadalyası bulunan Cumhurbaşkanımızın yapması bekleniyordu. Ancak, olimpiyatlar illaKayseri’de yapılsın istediği için küstü, gelmedi. Böylece, açılış kurdelesini, dünya güreş tarihinde hiç güreşmeden altın kemer kazanan tek sporcu olan başbakanımız kesti.
*
Boru hattı havaya uçurulduğu için, doğalgazla çalışan olimpiyat meşalesi söndü, idareten mangalmonte edildi. İstiklal Marşı yerine “aynı sudan içmişiz biz, aynı dağın yeliyiz biz” şarkısı çalındı.RTÜK, ahlaka aykırı olduğu gerekçesiyle, olimpiyat halkalarının gösterilmesini yasakladı. Tiviler,halkaları buzladı. Tören geçişinde sakız çiğneyen atletimiz, oruçlu olmadığı için yumruklandı; ancak, atletimizin aslında Etiyopyalı devşirme olduğu ortaya çıktı. Olimpiyatımızın sembolhayvanı kene, Polonya kafilesini ısırdı, iki judocu öldü.
*
Şort giyiyorlar diye saldırıya uğrayan voleybolcu kızlarımız, sahaya haşemayla çıktıkları için diskalifiye edildi.
*
Ülkemizi dört çarpı 100 karışık yüzmede, Derya Büyükuncu, Nihat Doğan, Acun ve Pascal Nouma temsil etti. Nihat Doğan kelebek yüzmeye çalışırken boğulma tehlikesi yaşayıp kelebek gibiçırpınınca, Nihat Doğan hayranları havuza atladı, çıkan arbede sırasında ısınma hareketleri yapan İtalyan kadın yüzücülere parmak atıldı, bir önceki yarışa katılan Alman yüzücüler kusmaya başlayınca, suya kanalizasyon karıştığı anlaşıldı, havuz mühürlendi.
*
Halterdeki madalyaları, tesislerin ihalesini omuzlayan müteahhitlerimiz topladı. Badmington salonunu silkmede 50 milyon dolar silken müteahhidimiz bronz, basketbol salonunu koparmada150 milyon dolar koparan müteahhidimiz gümüş, olimpiyat stadından toplamda 350 milyon dolar kaldıran müteahhidimiz ise, altın aldı… O kadar uğraşıp silke silke anca 3’er 5’er silkenlerdereceye giremedi.
*
Bavullarıyla sokakta kalan ve Kızılay çadırlarında barınan Hollanda kafilesinin olimpiyat köyündekiodalarına gecekonducuların yerleştiği tespit edildi. Zabıtanın müdahalesi sırasında, çatılardankiremit yerine, disk ve gülle yağdı. Olimpik malzemenin Danimarka ve Japon kafilelerindenaraklandığı anlaşıldı. 500 metre ötedeki kepçe operatörüne saplanan cirit, olimpiyat rekoru olaraktescil edildi. Olaylar yatıştıktan sonra yapılan aramada, olimpiyat köyünün telefonlarında böcek,yatak odalarında gizli kamera bulundu. Kadın masatenisçisiyle erkek boksörünün seks kasediinternete düşen İspanya, olimpiyattan çekildi.
*
Beyoğlu’na gezmeye çıkan Rus eskrimciler, sahte votkadan hayatını kaybetti, sutopçu kör oldu.İlaçlı kolayla uyutulup tecavüze uğrayan Rumen jimnastikçiler, jandarmaya sığındı.
*
Kenyalı maratoncular E5 etabında ortadan kayboldu. Maratoncuların yanında koşarak şarj aletisatmaya çalışan çocukların ifadesine başvuran polis, Tekirdağ’da operasyon düzenledi. Terkedilmiş bi kamyonun kasasında bulunan Kenyalı atletlerin, adam başı 300 dolara mülteci kaçırançete tarafından yanlışlıkla “aha bunlar” diye, yoldan toplandığı anlaşıldı.
*
Açlara yardım ayağıyla tribünlerden bağış toplayan Somalili sporcuların, Somalili olmadığı, yüzlerini gözlerini boyayan doğma büyüme Hacıhüsrevli oldukları ortaya çıktı. Salı Pazarı’na yapılan baskında, Çin kafilesinden çalınan toplar, eşofmanlar ele geçirildi. Litvanya-Küba maçı öncesinde, Kübalı pivota 200 bin dolar indiren Türk bahis şebekesine suçüstü yapıldı.
*
Hüseyin Bolt’un gözüne lazer tutuldu.
*
Spor bakanımız, 100 metre, 200 metre ve 400 metrede “sonuncu” olan atletlerimizin, dünya ve olimpiyat rekorları kırdığını açıkladı. Dünya şoke oldu. Daha sonra Dünya Olimpiyat Komitesi tarafından yapılan araştırmada, derecelerin ÖSYM tarafından tutulduğu anlaşıldı.
*
Hedef tahtaları magandalar tarafından delik deşik edildiği için, okçuluk müsabakaları yapılamadı. Bisikletçilere, Haliç Köprüsü’nde sarhoş şoför daldı. Kürekçilere Kadıköy-Eminönü vapuru çarptı.Çılgın proce kanalı’ndaki yelkencilere, tanker bindirdi. Böylece Malta, olimpiyat tarihindeki ilk altın madalyayı Malta bandıralı tankeri sayesinde kazandı. Derhal soruşturma açıldı, madalyayıMalta’ya kaptırmamıza sebep olan kazayı “kasten organize ettikleri” gerekçesiyle, Deniz Kuvvetleri ve Donanma Komutanımız tutuklandı. Soruşturmanın selameti için Hava Kuvvetleri Komutanımız içeri atıldı.
*
“Atıcılık” branşı ise, gururumuz oldu. Rizeli şampiyonumuz, hem altın, hem gümüş, hem bronz kazandı. Yalaka gazteciler tarafından “muhteşem atıyorsunuz” diye omuzlara alınanşampiyonumuz, Bu millet arkamda olduğu sürece daha çoook atarım dedi.